baglaisletme.sitemynet.com
SİTEYE GELİŞ HABERLER BAĞLA SİTESİ DUYURULAR İLETİŞİM FOTOLAR MARKETİMİZ SOS.TESİSLER KANUNLAR LİNKLER PERSONELİMİZ KONUK DEFTERİ ÜYELERİMİZ ÇOCUK SAYFASI SİZİN KÖŞENİZ VİDEOLAR ÇİRKİN GARAJ

SİZİN KÖŞENİZ

OKUYUCU KÖŞESİ
(serbest kürsü)

BU SAHİFE OKUYUCULAR İÇİN AYRILMIŞTIR. ÜYELERİMİZ YAZILARINI BURADA YAYINLANMASINI İSTERLERSE MAİL ADRESİME İLETTİKLERİ TAKDIRDE YAYINLANACAKTIR.

TIKLA CANLI RADYO DİNLE SİTE EDİTÖRÜ Mithat ERDEM

BAĞLA SİTESİNDE
YÖNETİME GİRİŞİM VE SONRASI!!

Yaklaşık 29 yıl çoğunluğu Maliye Bakanlığının çeşitli birimlerinde çalıştıktan sonra 1996 yılında kendi isteğimle emekliye ayrıldım. Çalıştığım zamanlarda kısa süreli Bağla Sitesine gelirken emekliye ayrıldıktan sonra ailemle birlikte uzun süre ikamet etmeye başladım. Kooperatifin genel kurulları çoğunluğun katılması amacıyla genelde bahar aylarında ve Kurban Bayramı tatillerinin uzun olması nedeniyle bayramların son günlerinde yapılıyordu.
1998 yılında yapılan kooperatifin genel kurulu 10.04.l998 tarihinde yapılması kararlaştırılmıştı. Yine Kurban Bayramı sonunda bir Cumartesi günü yapılacaktı. Kooperatif üyelerimizin çoğunluğunun ısrarı üzerine bu seçime katılmam, yönetime girmem isteklerinde bulundular. Son çalıştığım yer genelde insan ilişkileriyle ilgili olması ve insanlarla uğraşmak yıpratıcı olmasını da düşünerek kabullenmeme rağmen, fazla ısrarın olması nedeniyle yönetime girmeye karar verdim.
Belirtilen tarih ve saat gelmiş genel kurula katılmak üzere üyelerimiz salona gelmişlerdi. Gündem gereği, divan başkanı seçilir, saygı duruşu yapılır, geçen yıla ait hesaplar ibra edilir. Sıra seçime geldiğinde bir önerge verilir. Bu önergeyle şimdiye kadar gelenek hale gelen liste halinde yapılan seçimin, ismen yapılması teklif edilir. Önerge oylamaya sunulur çoğunlukla kabul edilir. Yönetime aday olmak isteyenler liste halinde 13 kişinin ismi kara tahtaya yazıldı. Tek tek ismen yapılan oylamayla en fazla oy alanlardan 5 kişi asıl ve 5 kişi yedek üye olarak seçilir. Zira denetçilerde aynı şekilde yapılan seçimle 2 asıl ve 2 yedek olmak üzere belirlenir. İşte benim ismimde bu ilk 5 arasında olduğundan yönetime girmiş oldum. Bu yöntemle yapılan seçimle yönetime girenlerden 3 ü ilk kez giriyordu, diğer 2 si ise daha önceki devirlerde de yönetimlerde bulunmuşlardı. Denetçilerden ise biri yeni denetim kuruluna seçiliyordu. Genel kurul salonunda üyeler daha salonu terk etmeden başkanın önerisi üzerine hemen yeni seçilen üyeler için ilk toplantılarını yapmak üzere büroya gidilerek görev bölüşümü yapıldı. Başkan, işletme müdürü, muhasip üye, başkan yardımcılığı ve katip üyelikler belirlendi. Bu görev belirlenmesinde de bana muhasip üyelik uygun görüldü.
Bu muhasip üyelik tarafıma verilmesine rağmen benim kooperatifin hesaplarından bir bilgim olmuyordu, dolayısıyla diğer yönetimdeki üyelerin hiç bilgisi olmuyordu. Aradan iki ay geçti birkaç toplantı yapıldı. Kendimde bir huzursuzluk başladı. Çünkü tüm hesaplar gelirler giderler harcamalar işletme müdürünün bilgisi dahilinde yapılıyordu. Yönetim Kuruluna toplantı halindeyken bu durumu belirten bir dilekçeyle ya benim muhasip üyelikten alınmamı veya muhasip üyelik yapacaksam bütün hesapların da benim kontrolümde olması gerektiğini dilekçemde belirttim. Bu dilekçem üzerine yönetim kurulunda herhangi bir işlem yapılmadı. Oysa bana verilen bu görev dışında yapılan tüm işlemlerden dolayı gerek Kooperatifler Kanunu ve gerekse Kooperatifimizin tüzüğüne göre tüm yönetimdekiler müteselsilen sorumluluk taşıyorlardı. Yapılan harcamaların çoğunluğunda basit harcamalar gibi gözüken giderler yönetim kurulunun kararı olmadan gerçekleşiyordu. Bankalardan çekle para almak için yönetim kurulunca belirlenen 3 kişiden 2 sinin imzasıyla yapılıyordu. Bu 3 kişiden biriside bendim. Bankadan para çekileceği zaman toplu bir miktar yazılıyor, nerelere ödeneceği hakkında bilgim olmuyordu. Bunun dağılımını işletme müdürü yapıyordu. Çekleri imzalamam konusunda çekimser ve tereddütlü olduğumdan artık bana çek imzalamak için talepte bulunulmuyor, yetki verilen diğer üye tarafından açık çek imzalatılıp, bankalardan paralar çekilmeye devam ediliyordu.
Yaz ayları yaklaşıyordu, genel kurula sunulan bütçe tasarısında belirlenen sahildeki güneşleme yerlerinin onarılması gerekiyordu. İşletme müdürünün önerisi üzerine denizin sığ kesimlerindeki kaya ve taş parçalarının alınması ve onarımın yapılması yönetim kurulunca karara bağlanır. Yönetim kurulu taşların kayaların alınması için işletme müdürü ve bana bu konuda yetki verdi. Aradan birkaç gün geçtikten sonra işletme müdürü telefonla beni arayarak büroya gelmemi söyledi, büroya geldiğimde makam odasında tanımadığım bir kimse vardı. Bu kimsenin sahil temizleme işleri için çağrıldığını ve bu şahsın yapabileceğini söyledi. Bende aynen şunları söyledim. Bu konuda nasıl bir iş yapacaksınız, daha önce yaptığınız işler için referansınız var mı , vergi mükellefimisiniz. İşin bitiminde fatura kesilecek ve ödeme ona göre yapılacak diye söyledim. Aradan birkaç gün geçtikten sonra sözü edilen vatandaş elinde bir teklif ile gelir. Referans listesi de yanında, o listeye bakarsanız Bodrumun tüm lüks otellerinin sahillerini yaklaşık 15 otel ve tesisin temizliğini bu firma yapmış. Bu arada aklıma sahil temizliği için yönetim kurulu üyelerinden birisinin müdüre hatırlatması geldi. Sahil onarımı için her yıl üyelerden para toplanıyor, bu sefer sağlam bir şekilde olsun, uzman kişilere yaptıralım bir daha sahil onarımı için para talebinde bulunmayalım demişti. Müdürün cevabi ise bu işleri ben mühendisten iyi bilirim demişti. Bahsedilen firma ile iş yapmak üzere sahile teşkilat kurulur, taşlar toplanmaya başlandı. Nasıl oluyor diye bizzat sahile indiğimde gördüm ki, bir pancar motora bağlı düzenekle sahilin derinliklerinden taşlar alınıyor, sahil kenarına çekiliyor. Yapılması gereken işin denizin sığ tarafındaki taş veya kaya parçalarının alınması gerekiyordu. Çünkü iskelenin uç tarafında duran 4 veya 5 metrelik derinlikteki kayanın sahile çekilmesinin bir anlamı yoktu. Ancak sonradan anladım ki yapılan sözleşmeye göre ne kadar çok alandan taş toplanır ise metrekare hesabı üzerinden ona göre fazla ödeme yapılacaktı. Tam olarak hatırlamıyorum ama yaklaşık on gün kadar bir çalışma sonunda taşlar sahilin kenarına çekilir. Sıra yapılan işin bedelinin ödenmesine gelinmişti ve tamamının ödenmesi vatandaş ile müdür arasında yapılan düz beyaz bir kağıda yazılarak gerçekleştirildi. Hesaplar işlenmek üzere muhasebeciye gidildiğinde muhasebeci bunu ben kayda geçemem fatura olması gerektiğini söyledi. Yazıyı gördüğümde teslim tesellüm yazısı işin bedeli mukabilinde 3 milyar lirayı işletme müdüründen teslim aldım diyordu. Daha sonra bu vatandaş çağrıldı fatura istenildiğinde vatandaşın paravan bir şirket olarak detamak diye bir şirketinin olduğunu faturayı getireceğini söylemesine rağmen getirmemişti. Müdür ile ben bizzat ilgili firmanın adresi olarak tarif edilen yere giderek fatura kesildi. Aslında müdür fatura kesilmesini istemiyordu çünkü KDV ödenecekti. 3 Milyarlık iş yapılıyor karşılığında fatura yok, yapılan iş hiçbir şeye benzemedi kdv ödemeyerek kooperatife yarar sağlanıyor diye düşünülüyordu. Ona rağmen fatura alındı, kdv ödendi. İşi yapan paravan firma ,faturayı düzenleyen başka firma. Ödenen miktar 3 milyar 337 milyon Tl.dir. o zaman yapılan iş ve karşılığında ödenen miktarı işi yüklenen gerçekten hak etmişmiydi.(Bu miktarın bugünkü değerinin taktiri sizlere kalmıştır.) Toplanan taşlarda sahil kenarından sezon sonunda kooperatif personeline çektirilerek eski diskotek binası önüne istif edilmiştir. Diyeceksiniz burada yönetimin sorumluluğu yok mu, elbette var. Ama başkanımız ve müdürümüzün yıllardır yönetimde kaldıkları için bu konularda daha tecrübeli olduğunu düşünerek, her şeye karşı çıkıldığında da olumsuz üye olmamak, aynı zamanda komşularımız diyerek yüz yüze geleceğiz düşüncesiyle böylece işlem tamamlandı gözüktü. Çünkü yönetimdeyiz kaderdaşız aynı zamanda!!
Yönetime gireli henüz 4 ay olmuştu, her ay yönetim kurulu birkaç kez toplanarak site sorunları görüşülüyor, gündem toplantı gününden önce işletme müdürüyle başkan görüşerek toplantı saatinde gündemin nelerden ibaret olduğu başkan tarafından okunuyor ve o konular görüşülüyordu. Hatta belirlenen gündem konuları başkan tarafından bir gün önceden yönetim kurulu üyelerine yazılı olarak tebliğ ediliyordu. Buradaki amaç diğer yönetim kurulu üyelerinin gündemden başka konu açmaması, kooperatif için olumlu veya olumsuz bir görüş bildirmesinin engellenerek, gündem dışına çıkılmasın. Fakat gündem dışına çıkılmasın ama sitede devam eden ve burada yazmaya bile çok sahifeler kaplayacağını düşündüğüm söylentiler artmaya başlamıştı. Bunlardan bir tanesi ve en önemlisi yaklaşık bir yıl boyunca işçilerden kesilen sigorta primleri ile stopajların müdür tarafından yatırılmayıp, muhasebeciye verilmesi, muhasebecinin de yatırıp yatırmadığını takip etmemesi, yatırmadığı da sonradan meydana çıkmasıdır. Eylül ayındaki yapılan olağan yönetim kurulu toplantısında sabrı taşan bir üyemiz daha önceden diğer yönetim kurulu üyelerinin de bilgisi olmadığı halde yazılı bir önerge verdi. Bu önergeyi doğruca başkana verince başkan okuduktan sonra diğer üyelerde içeriğini bilmediğinden şaşkına uğramışlardı. Başkan önerge sahibiyle bir süre dışarıda konuştuktan sonra tekrar toplantı yerine geldiklerinde, başkan önergeyi okuduğunda müdürün istifası isteniyordu. Başkan bu konudaki fikrini söyleyerek bunun hemen olursa çeşitli olumsuz anlamalara yol açacağını söyleyerek, bu önergenin önümüzdeki ay yapılacak olan toplantıya bırakılarak karara bağlanmasını müdüre zaman verilmesini(bu arada toparlanması amacıyla) isteyerek gündeme alınmamasını önerdi. Bir ay sonra yani ekim ayında toplantı yapılmak üzere oturum kapatıldı.
10 Ekim tarihindeki yapılan toplantıda müdür istifa eder, yerine benim görevlendirilmem yönetim kurulunca uygun görülür. Yeniden görev bölüşü yapılarak karar defterinde imza altına alınır. Şunu samimiyetle ve içtenlikle söyleyebilirim ki müdürlük yapmayı istemiyordum. Ancak benden başka da yönetim de müdürlük yapmaya durumu uygun olan başka bir kimse olmadığı gibi o anda dışarıdan müdür görevlendirmek de hemen olması mümkün değildi.
11. Ekimden itibaren devir işlerine başlanıldı, devir işlerinde hesaplar, belgeler, demirbaşlar tespit edilerek teslim tesellüm işlemleri yapılması gerekiyordu. Önce hesaplardan başlanıldı, kooperatifin hesaplarının bulunduğu 4 bankalardan bu tarihe kadar olan ekstralar alındı. Fakat kooperatif gelir ve gider hesaplarının devrini bir türlü alamıyordum. Çünkü muhasebe hesaplarıyla kooperatifin hesapları arasında çok farklar vardı. Aradan bir aya geçmesine rağmen hesaplar bir türlü tutmuyordu, denetçilerin de katkılarıyla günlerce çalışmalara rağmen bir orta yol bulundu ama karmakarışık bir sistemle, bazen kurşun kalemle, bazen tükenmez kalemlerle, bazen dipnot kağıtlarıyla faturalarda şerhler konulmuş, aidatlarla elektrik su paraları birbirlerine karışmış, gelen evrak giden evrak diye iki tane dosya açılmış, konularına göre ayrılmamış belgeler, bir yazı arasanız yüzlerce yazılara bakarsanız yine bulunmuyor. Çünkü yazılar konularına göre tasnif edilerek dosya açılmamış. Kasa hesabı diye bir hesap yürütülüyor, kasa defteri yok, boş kağıtlara işleniyor, aylık mizanlar yok, personele bordro ile ücretleri dağıtılmamış, personele hiçbir ay ücretleri defaten ödenmeyip, parça parça ödenmiş, zamanında ödenmeyen personel ücretleri kayıtdışı olarak müdürde gözüküyor. Bu ödemeler için belgeler yok. Muhasebe kayıtlarına göre kasa hesabı ile müdürün kağıda yazdığı özel müdür hesabı arasındaki fark nerede belirsiz . Demirbaş sayımına gidilecek demirbaş defteri yok, taşıtların sayısı belli ama diğer demirbaşlar nerede kullanılıyor, daha önceleri satıldıysa resmi muhasebe kayıtlarından düşülmemiş. Aidatlar şahıslar bazında birbirine karışmış, aylardır, hatta iki yıldan fazla aidatlarını ödemeyenlere hiçbir hukuki işlem yapılmamış, aidatlarını zamanında ödemeyenlerden kimilerinden gecikme zamları alınmış kimilerinden alınmamış, aidat kayıtlarının resmi kayıtlara uygun olup, olmadığının sağlanması amacıyla dört, beş yıl geriye gidilerek banka ekstreleri tahsilat makbuzlarının taraması yapılması işlemi belki bir ay sürdü, kooperatif bahçe bakımını üslenmiş, kimler bedelini ödemiş belirsiz. Buna benzer işlemlerin düzeltilmesi kayıt altına alınması için 4 ay gecenin geç saatlerine kadar genelde gece 02,03 saatlerine kadar tek başına çalışmak zorunda kalarak karşılığını stres, sıkıntıdan dolayı sağlığımı da vererek operasyonla ödedim. (O sırada büroda görevli memur da yoktu, daha sonradan alındı.)
Bu kayıtlarla uğraşırken diğer taraftan da yazışma işlerinin yanında yönetimce sorumlu olduğumuz zamanlara ait gelir ve giderlere bakıldığında, bir hayli geçersiz, usulsüz işlerin yapıldığını dosyalardaki belgelerde gördüm. Aslında bu usulsüz işlemlerin ve yetkisiz harcamaların bazıları da üçer aylık zamanlarda denetçiler tarafından hazırlanan ve yönetime verilen raporlarda da belirtilmiştir.
Bu işlemlerin düzene girmesi için uğraşırken, Sosyal Sigortalar Kurumundan Kooperatifimize icra işlemi, aidatlarını zamanında ödemeyenlerden belirli bir miktarı aşanların icraya verilmesi işlemleri de bunlara eklendi. SSK ya müdür tarafından ödenmeyen primler için icra gelmişti. Müdür her ne kadar muhasebeciye verdim o ödememiş diye kendini savunuyorsa da yasal olarak muhasebecinin vergi, prim gibi ödemelerin yetkisi bulunmadığı gibi, muhasebeciye yıllarca verilen paranın ilgili yerlere yatırıp yatırmadığı da takip edilip ödendiğine ilişkin makbuzu alınmadığından icrai duruma düşülmüştür. Keza Bodrum Vergi Dairesine ödenmesi gereken stopajlarda aynı primler gibi ödenmeyerek vergi dairesince borç çıkarılmıştır. Bunun üzerine kooperatif yetki verdiği bir avukat vasıtasıyla işletme müdürü ile muhasebeci hakkında ceza ve hukuk davası açıldı, her ikisi içinde ayrıca Bodrum C.Savcılığına görevi ve emniyeti suistimal suçundan suç duyurusunda bulunuldu. Gayrimenkullerine ihtiyatı tedbir kararı konuldu. Mahkeme devam ederken katiller, hırsızlar, yankesiciler gibileri için çıkarılan Rahşan Ecevit affı diye adlandırılan af kanunu nedeniyle ceza davası düşer, yani affa uğrar, alacak davası ise yaklaşık 4 yıl sonra kooperatifin lehine sonuçlanarak, kooperatifin alacakları gecikme zamlarıyla birlikte kooperatif hesaplarına intikal etmiştir.
Yukarıdaki birkaç örnekle anlatmaya çalıştığım usulsüz, gereksiz ve yetkisiz olarak işlemler ve bazı giderlerle ilgili konular saymakla bitmeyeceğinden çok yer işgal edeceği düşüncesiyle aşağıya özetle yazmak zorunda kaldığımı hatırlatmak isterim.
-Kooperatifin kasasında para olduğu halde, hazineden kiralanan iskele ve kuyu kiraları zamanında ödemesi yapılmadığından kira bedeline yakın gecikme zamları ödemesi yapılmıştır.
-1996 yılında genel kurulca alınan bir kararla yönetim kurulu üyelerinin de elektrik su giderlerini ödemesi gerektiği halde müdürlükten ayrılanana kadar, hatta bahçe aydınlatmasını otomatik fotosele bağlatarak müdürlükten istifasına kadar elektrik ve su ücretinin ödenmediği (3 yıl önce de kooperatifin sözleşmeli elektrik mühendisi ve elektrikçisi tarafından düzenlenen bir tutanakla elektrik saatinde oynama yaparak kaçak elektrik kullandığı tespit edilmiş)
-7.ve 8.caddelerde bulunan konutların bazılarının evlerine ve bahçelerine kooperatifin ortak kullanımından elektrik ve su verildiği, (bu durum yön.kurulu üyelerince tespit edilmiştir, 13 lamba takılmıştır.
-Site dışında bulunan Yatağanlılar sitesi yakınlarındaki konutların bazılarına elektrik ve su verildiği,
-Her yıl eylül ayından sonra kiraya verilen marketin kapanmasıyla , kooperatif tarafından acil ihtiyaçların karşılanması amacıyla açılan mini marketin gelirlerinin bir kuruşunun dahi kooperatif hesaplarına intikal etmediği,
-Kooperatifte çalışan personelin aylıklarının zamanında bordro ile ödenmediği ve bunların yıllık izine ayrıldıklarına dair hiçbir kaydın olmadığı, resmi muhasebe kayıtları esas alınırsa devir ayı olan ekim ayında personele mükerrer aylık ödendiği gösterilerek kasa farkı yani 9 personelin bir aylık maaşının nerede olduğunun belli olmadığı!!!!
-Kooperatifin taşıtı uzun sürelerce özel işlerde kullanıldığı,
-Kooperatif taşıtları için alınan benzin ve mazot giderlerinin mükerrer faturalarla işlendiği,
-3.cadde de bir üyenin ihbarı üzerine bahçesinin yapımı, bahçe duvarlarının oluşturulması,iş makinası çalıştırma, çimento ve kum alımının ilgili firmaya verilmek üzere müdüre teslim ettiği parayı zimmetine geçirerek, kooperatif adına fatura kestirerek, kooperatif hesaplarından ödeme yapıldığı, (bu olay farkına varılınca iki ay sonra yanlışlık olmuuuşş gerekçesiyle kooperatife makbuz karşılığında iade edilmiştir.)
-Yine 1996 yılındaki genel kurul kararıyla alınan kararla özel işler yapımı kaldırılmış, o zamana kadar denetçi raporuyla da belirlenen 33 evin bahçe duvarı, bahçe tanzimi, balkon yapımlarını ilişkin gelirlerin kooperatif hesaplarına intikal etmediği,
-Personel aylıklarından kesilen ve kooperatifin katkısıyla ödenen tasarruf teşvik primlerinin gereksiz yere yıllarca ödendiği. (T.Teşvik Yasasına göre 10 kişiden fazla işçi çalışan yerler için bu prim ödenmesi gerekir, kooperatifin personel sayısı ise 9 dur.)
-6.caddede bulunan bizim üyelerimizin oturduğu konutların aynısı olan bir konutu gereksiz yere ve ne amaçla verildiği bile belli olmayan sebeple postaneye karşılıksız olarak 49 yıllığına kiraya vermek için kontrat düzenlenmiş, yıllar sonra dava açılmak üzere tahliyesi istenilmektedir.
Mahkemede açılan tahliye davası devam etmektedir.Bu dava için harcanan paralar şimdiden bir milyar lirayı geçmiştir.

Yukarıda özetle bazı bölümlerini yazmaya çalıştığım bilgilerin,içki masalarında veya dedikodu üretme merkezlerinde üretilen konular olmadığını ve çoğunun belgesi bulunduğunu söyleyebilirim. Ancak belgesiz olanlar yukarıda belirtilmeyen satılık evlerden alınan komisyonlar, firmalarca sitede iş yapıldığı taktirde alınan komisyonların miktarları bilinmemekte ve bunlar iki taraf arasında gizli anlaşmalarla gerçekleştiğinden belgeleri de bulunmamaktadır.
Şimdi diyeceksiniz ki ne anlamı var bunları yazmanızın çünkü genel kurullar ibra etmiş, mahkemelerce kanıtlanmış bir suç teşkil eden kanıt yoktur, atını alan Şam'a varmış diyebilirsiniz. Herkes gibi bende komşularımızın çoğunluğunu burada tanıdım. Neden başka bir kimse hakkında böyle düşünülmüyor da belirli kimseler üzerinde duruyorsun da diyebilirsiniz.
Evet, şimdi bunları neden yazdığımı açıklamak ve bazı hususları öğrenmek, bilmek, bilmeyenlerinde bilmelerini istiyorum.
1-Yönetime gelen yönetim kurulu üyeleri gerçekten kooperatife hizmet için mi geliyorlar, yoksa her ay ödenmesi gereken aidatları ödememek, kooperatifin bazı imkanlarından faydalanmayı düşündüklerinden mi? elbette diyecekler ki hizmet için geliyoruz. Yönetime girip, seçimlerden önce kapı kapı dolaşarak, daha önceki yönetimlerinde yaptığı başarısızlıklarını ,usulsüzlüklerini masum olarak göstermek için sahifelerce yazılar dağıtarak, ısrarla müdür olmak arzunda olan kimselere de aynı soruyu öncelikle sorabiliriz.
2-Daha önce yönetime girip, hatta idareci olarak görev yapan kimseleri tekrar göreve getirmek için çaba harcayan üyeler bunların yaptıkları işlemleri bildikleri halde neden yönetime tekrar gelmeleri için azami gayreti harcıyorlar.??
3-Genel Kurullarda yönetim kurulu üyelerinin seçimleri yapılırken denetçiler de aynı listede neden gösteriliyor. Genel kurul adına denetim yapan denetçiler , yönetim kurulunun bir parçası haline neden getirilmek isteniyor.??
4-Denetçiler gerçekten denetim yapıyorlar mı? Yoksa gelir gideri tutuyor yapılan işlemler tamam diyerek genel kurullara raporlarını öyle mi yazıyorlar. Giderlerin yerinde kullanılıp kullanılmadığını, hizmetin yapılıp yapılmadığını, faturalarda belirtilen mal ve hizmet alımlarının gerçeğe uygun olup olmadığını aylık mizanları kontrol ediyorlar mı?
5-Yapılan usulsüz ve gereksiz işler yapanlar, genel kurullardan ibra edilmeleri veya mahkemece affa uğramaları nedeniyle vicdanen rahatlar mı?
6-Genel kurullarda neden ısrarla liste halinde yönetim kurulu seçiliyor, tek tek ad belirlenmek suretiyle seçime gidilmiyor. Yönetime girme arzusunda olanların neden önleri kapanarak, yıllarca aynı kimselerin yönetimde kalması sağlanıyor. Eski yönetimde çalışanların müthiş! Tecrübelerinin olduğu mu düşünülüyor.
7-Şimdiye kadar yönetimde bulunanlar veya yönetime girenler üçüncü şahıslara karşı kooperatifimizi mi savundular, yoksa şahsi çıkarlarına mı öncelik veriyorlar.??
8-Site içerisinde küçük, büyük onarım ve inşaatlar için yapılmadan önce proje dahilinde mi ve ileriye yönelik düşünülerek, yani kullanımları yıllar sürecek veya hizmet edecek uzman kişilerden bilgi alınarak mı gerçekleştiriliyor.
9-Kooperatifin ortak yerlerinin onarımı ve bakımı sadece belirli yerlerde yapılırken, diğer yerlerde neden yapılmıyor.??(örnek müdür evine giden ortak kullanım merdiveni yapılıyor da neden diğer merdivenler yapılmıyor)
10-Her türlü yapılan hizmetlerin ve bunların karşılığında yapılan harcamaların yönetim kurulu kararlarıyla mı yapılıyor.!!
11-2006 yılında yapılan ilaçlamalar ne için yapılıyor, sinek ve böceklerden üyelerimizce şikayetçi olunulduğu takdirde ilaçlama yapıyoruz diye geçiştirmek için mi yapılıyor.!!(belirtilen yılda ilaçlamalar sadece caddelerden traktörle gidip gelinerek yollara püskürtülmüştür. Bu ilaçlama için harcanan giderlerin boşuna gittiğini, ilaçlama zaman ve nasıl olacağı konusunda yönetim veya müdürün bilgisinin olup olmadığı tereddüt edilmektedir.
12-Elektrikler Tedaş'a devredildiğine göre neden yüksek ana direklerdeki aydınlatmalar miktarını bilmediğimiz harcamalar yapılarak, kablolar alınarak sökülüp, alçak direklere taşınıldığı, böylece öncekine göre sitenin karanlık görünüm aldığını, yer altı kablo döşemesinin ilkel bir şekilde döşendiğini yönetim veya üyelerimizin bilip bilmediği merak konusu olduğu gibi, tekrar bunların plansız projesiz yapıldığından ileride sökülüp tekrar yüksek direklere taşınması için bir daha aydınlatma yapılacağını ve bunlar içinde harcamalar yapılıp yapılmayacağını zaman gösterecektir.
15.04.2007

Sevgi ve Saygılarımla,
Mithat ERDEM


ELEKTRONİK POSTA:
erdemmithat@gmail.com







mierdem_elyaz_s_.gif

SS BODRUM BAĞLA İŞLETME KOOPERATİFİ MÜDÜRLÜĞÜNE
BAĞLA BODRUM

Kooperatifimizin 30/06/2007 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda ,Bütçenin genel kurulca yapılması görüşmeleri aşamasında ( bütçeyi yapma yetkisi genel kurula aittir),yapılacak yatırımlar bölümünün görüşülmesinde tarafım ve ortaklarca imzalanan üç adet önerge verilmiş genel olarak genel kurul salonunda yapılacak olan 12.000YTL lik harcamanın yapılmamasını ve harcama kapsamından çıkarılmasını kapsayan ilk önerge Genel Kurul Divan Başkanı Sayın Yücel Çoşkun tarafından okunmuş Genel Kurulca oybirliği ile kabul edildiği ilan edildiğinde bugüne kadar yapılan genel kurulların hiçbirinde görülmeyen bir seviyede yönetimce engellenmeye çalışılmış, çirkinleşen bu ortamda daha fazla durulmayarak ve diğer önergelerin oylanması beklenmeden salondan ayrılınmıştır.
Oylama öncesi görüşmelerde yetkisiz olarak alınan minibüs kullanımı ile ilgili hukuksuzluklar benim ve birkaç üye tarafından dile getirilmiş kullanılmaması gerektiği belirtilmiştir.Bu yazı yönetimin genel kurul notlarıyla ilgili duyurusundaki yanlış açıklama ve çarpıtmaları engellemek üzere yazılmaktadır.Yönetimin bu hususlara ve genel kurul kararlarına aykırı işlemlerinin hukuk yoluyla izlenileceğini ve bu hususların yönetim ve denetim kurullarına iletilmesini gereği için sunarım.20/07/2007 ANKARA


Saygılarımla
Şefik ÖĞRETEN

TIKLAYINIZ CANLI RADYO DİNLEYİNİZ

BAĞLA SİTESİNDEKİ
BAZ İSTASYONLARI

Atom Enerjisi Kurumunda çalışan bir profesör arkadaşımdan; yapılan deney çalışmaları sonunda baz istasyonlarının çevresindeki 300 m. çapındaki alana radyasyon yaydığını ve bu radyasyondan insanların etkilendiğini, 300 m. içinde yaşayan insanlarda büyük bir oranda kanser hastalığına yakalanların bulunduğunun tespit edilmiş olduğunu öğrendim.
Nitekim bu tespitten sonra İstanbul'da okul çatılarında veya yakınlarında kurulmuş tüm baz istasyonlarının kaldırılması için harekete geçildi ve büyük bir oranda bu istasyonlar okul ve yakınlarında kaldırıldı.
Geçen yaz bu durumu sitemiz yönetim müdürüne anlatarak su deposu üzerindeki baz istasyonlarının kaldırılmasını istedim. Müdür bey, sözleşmelerinin bir yıl sonra biteceğini ve yenilenmeyeceğini söylediyse de pek inandırıcı bulmadım. Aradan da bir yıl geçti. Bilmem baz istasyonları kaldırıldı mı?
Sizden ricam, bu hususun sitemiz sakinlerine duyurmanızdır. Geçen yıl kendi olanaklarım ile yaptığım gözlemde, içlerinde eşimin de bulunduğu ve su deposu çevresinde evi bulunan 6 kişinin sitede yaşamaya başladıktan sonra kansere yakalandıklarını tespit ettim.
Bu illet herkesin başına bela olmadan, site sakinlerimizin bu duruma duyarlı davranmalarını ve baz istasyonlarının kaldırılması için yönetimi uyarmalarını rica ediyorum.

Hamit GEZER




RADYO DİNLE-GAZETE OKU-FOTOLARA BAK

bağla sitesi bodrum bağla sitesi ss bodrum bağla işletme kooperatifi bağla sitesi fotoğrafları bağla bağla sitesi